ŞEHİT SAVCIMIZ MURAT UZUN    
21.Eylül.2016  |   756 Görüntülenme    |      |  


 Cumhuriyet savcımız Murat Uzun’un şehit edilmesi nedeni ile acımızı paylaşan, üzüntülerini bildiren herkese ailesi adına teşekkür ederiz.

Soyadlarımız aynı olmasa da hem rahmetli Murat, hem de eşi Cihan Hanım ile akrabayız. 


Öncelikle birçok merak eden açısından rahmetlinin ailesi hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum.


Rahmetli Murat’ın dedesi 1958 yılında ekonomik nedenlerden ötürü Samsun’a yerleşmiştir..Aslen Trabzon’un Köprübaşı ilçesindendir. Murat da Samsun Merkez’e bağlı köyde 1978 yılında Dünya’ya gelmiştir. Murat’ın üç erkek bir kız kardeşi olup kardeşlerinden evli olan yoktur. Babasının yurt dışında çalışıyor olması nedeni ile de kardeşlerine öncü olma ve yardım etme görevi de rahmetlinin omuzlarında idi.


Murat’a yönelik saldırıyı Çarşamba günü duruşmada olmam nedeni ile ancak akşam üzeri üzüntü ile öğrendim. Başta olayın şoku ile olacak ki algılamada zorluk yaşadım. Bir Cumhuriyet savcısına sadece ifa ettiği görevinden ötürü nasıl böyle bir saldırı gerçekleştirilebilirdi. Bugün ona yönelen saldırının yarın aynı görevi yapan başka bir meslektaşımıza veya kendimize yönelebileceği duygusunu yaşadık. Özellikle eşi Cihan Hanım’ın hasteneye girerken kötü bir şey olmamasına yönelik temennisi ile çocuklarının o masumane görüntüsü beni çok etkiledi. 
Cuma günü Balıkesir Adliyesi olarak meslektaşlarımızın tamamına yakınının katılımı ile saldırıya ilişkin adliye önünde basın açıklaması yaptık. Şifa bulması temennilerinde bulunduk.ancak akşama doğru şehit olduğu haberini aldık. Rahmetlinin Elazığ’da bulunan kayınbiraderini arayarak cenaze yeri ve tarihini sorduğumda Cuma günü ikindi vakti Samsun’da defnedileceğini, defnedileceği mezarlığın akşam 20:00’ de yurtdışından gelecek olan babası tarafından belirleneceğini söyledi.
Cenazenin Cuma günü defnedilecek olması nedeni ile yaklaşık 18 saatlik bir süre vardı. Samsun’a uçak bileti baktım ama Balıkesir’den, İzmir hatta İstanbul’dan uygun saatlerde Samsun’a uçak yoktu. Bunun üzerine 15 saatlik otobüs yolculuğunun ardından Samsun’a vardım. Annem ve babam da sabahleyin Trabzon’dan yola çıkmışlardı. Ben onlardan biraz daha erken Samsun’a vardım.
Samsun’daki cenaze törenine birçok şehirden gelen meslektaşımız da katılmıştı. Özellikle daha önce görev yaptığı Serik ile Ovacık’tan gelen meslektaşlarımızın duygularına hakim olabilmeleri çok daha zordu. Bir insanla birçok duyguyu yaşamak, birçok şeyi paylaşmak ve sonra o insanı bu Dünya’dan uğurlamak çok daha zordur. Beraber çalıştığı arkadaşları da bu zorluğu en fazla yaşayanlardı.
Samsun merkezde ikindi namazının ardından şehidin cenaze namazı kılındı. Daha sonra da defnedileceği merkeze bağlı köye götürülen cenazesi için de köylüler tarafından ikinci bir cenaze namazı kılındı.
Tüm cenaze töreni süresince ve toprağa verilmesi sırasında şehidin babası Hamit Amca’nın vakur, dik ve gururlu duruşunu hiçbir zaman unutmayacağım. Cenaze toprağa verilip üzerine toprak atmaya başlandığında rahmetlinin kardeşi de kürekle toprak atıyordu. Kardeşinin gözleri dolup ağlamaklı olunca babası oğlundan arka tarafa geçmesini istedi. Belli ki Hamit Amca dışarıya karşı da vakur görünmek istiyordu. Özellikle şehidin eşi Cihan Hanım’ın da metanetli ve hanımefendi duruşu da takdire şayandı. O üzüntü içerisinde dahi söylediği sözler duygu ve anlam doluydu. O da Hamit Amca gibi onurlu ve dik duruyordu. Tabuta sarılı bayrak ise Yargıtay başkanı tarafından ailesine teslim edilirken Yargıtay başkanımız da gözyaşlarına hakim olamadı. Beni en çok etkileyen ise babaları defnedilirken hiçbir şeyden habersiz birbirinden tatlı çocukları idi.Büyük çocuğu mezarlıkta aile büyüklerinin yanında masumane öylesine dolaşırken, küçük çocuğu da kucaklarda idi. Büyük çocuğu öyle güzel ve masumane bakıyordu ki insanın kalbini deliyordu. Her ne kadar iyi bakılsa da artık babasız büyüyecekti.


O akşam Samsun’da kaldıktan sonra ertesi gün akşama yakın bir saatte Samsun’da görevli bir meslektaşım ile birlikte şehidin evine gittik. Bir önceki kalabalık gitmiş hayatın gerçek yüzü ile baş başa kalmışlardı. Evde komşuları ile akrabaları vardı. Hamit Amca ve şehidin kardeşleri ile sohbet ettik. Hepsi üzgündü. Ancak yine hepsinin başı dikti. Tüm aile saldırıyı gerçekleştirenlerin bir an önce yakalanması ve cezalandırılması temennisindeydi.Yine yurdun birçok yerinden meslaktaşımızın ve yetkililerin kendilerini aramalarından ve üzüntülerini paylaşmalarından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Bu ev ziyaretinin ardından Uçakla İzmir’e ,oradan da gece saat 3’te Balıkesir’e vardım.


Ben de hukuk camiası ile şehidimizin dileklerini paylaşabilecek bir aile ferdi olarak cenazeye katılan, acımızı paylaşan tüm dostlarımıza teşekkür ediyor, bir daha şehit vermemeyi temenni ediyorum. 
Saygılarımla…

Siz de Bir Yorum Bırakmak İster misiniz?

Ad Soyad
Email
Yorum